İngiltere’de Cambridge Üniversitesi Botanik Bahçesi, ziyaretçilerin bitkilerle doğrudan iletişim kurabildiği yapay zekâ destekli yeni bir sergi başlattı. “Talking Plants” (Konuşan Bitkiler) adlı bu yenilikçi deneyim, ziyaretçilere botanik dünyasını daha yakından tanıma fırsatı sunarken aynı zamanda doğayla kurulan ilişkiyi yeniden düşünmeye davet ediyor. Yetkililer, serginin bitkilerle etkileşim konusunda dünyada bir ilk olduğunu ve doğa hakkında öğrenmeyi daha ilgi çekici hâle getirmeyi amaçladığını belirtiyor.
Yapay Zeka ile Yeni Bir Doğa Deneyimi
Sergi kapsamında 20 farklı bitki, kendilerine özgü isimler ve karakter özellikleriyle ziyaretçilerle sohbet edebiliyor. Bahçede yer alan her bitkiye bir kişilik atanmış durumda. Örneğin tropik bitkiler bölümünde bulunan Jade adlı sarmaşık, enerjik ve esprili bir karakter olarak tanımlanırken; güçlü kokusuyla bilinen Titan Arum bitkisi “Titus Junior” adıyla daha dramatik ve doğrudan bir kişilikle ziyaretçilerin karşısına çıkıyor. Bunun yanı sıra “inatçı ve esprili” özellikleriyle tanıtılan Welwitschia bitkisi Tumbo, nesli tükenme tehlikesi atlatmış bir tür olan St Helena Ebony ve “Dancing Lady Orchid” olarak bilinen orkide de ziyaretçilerle iletişim kurabilen bitkiler arasında yer alıyor.
Ziyaretçiler, bitkilerle sohbet etmek için bitkinin yanında bulunan QR kodu telefonlarıyla tarıyor. Bu işlem sonrasında açılan sohbet ekranı üzerinden bitkilere yazılı veya sesli sorular yöneltilebiliyor. Yapay zekâ sistemi, bitkilerin evrimi, ekolojik rolü, yaşam özellikleri ve kültürel önemleri hakkında bilgi verirken, çoklu dil desteği sayesinde farklı dillerde iletişim kurulmasına da imkân tanıyor. Sergi yalnızca bilgi aktarımıyla sınırlı kalmıyor; bitkiler eşliğinde meditasyon seansları ve doğa temalı bilgi yarışmaları gibi etkileşimli deneyimler de ziyaretçilere sunuluyor.
Doğa ile Teknoloji Arasında Yeni Bir Köprü
Serginin küratörü ve Cambridge Üniversitesi Evrim Profesörü Sam Brockington, projenin insan uzmanlığının yerini almayı hedeflemediğini özellikle vurguluyor. Brockington’a göre amaç, ziyaretçilerin bitki dünyasına karşı merakını artırmak ve doğa hakkında öğrenmeyi daha etkileyici hâle getirmek. Ayrıca bu deneyimin, biyolojik çeşitlilik kaybı ve çevresel değişim gibi küresel sorunlara yönelik farkındalığı güçlendirmesi bekleniyor. Yetkililer, ziyaretçilerin doğayla daha güçlü bir bağ kurmasının çevre bilinci açısından önemli olduğunu ifade ediyor.
Sergiyi geliştiren Nature Perspectives şirketinin kurucu ortağı ve CEO’su Gal Zanir ise projenin doğayla kurulan ilişkiye yeni bir yaklaşım getirdiğini belirtiyor. Zanir’e göre bu teknoloji, insanların doğa hakkında yalnızca bilgi edinmesinden öte, doğayla birlikte öğrenme ve etkileşim kurma anlayışını destekliyor. Böylece ziyaretçiler, bitkileri pasif gözlem nesneleri olarak görmek yerine “iletişim kurulabilen canlılar” olarak deneyimleyebiliyor.
Yapay zekânın hatalı veya gerçeğe aykırı yanıtlar üretme ihtimaline ilişkin sorulara ise proje ekibi, sistemin uzman ekoloji araştırmacıları tarafından seçilmiş bilimsel verilerle eğitildiğini ve içeriklerin dikkatle kontrol edildiğini belirterek yanıt veriyor. Böylece ziyaretçilere sunulan bilgilerin bilimsel doğruluğunun korunması hedefleniyor.
Cambridge Üniversitesi daha önce de 2024 yılında Zooloji Müzesi’nde benzer bir uygulamayla ziyaretçilerin sergilenen hayvanlarla yapay zekâ aracılığıyla iletişim kurmasını sağlamıştı. Yeni botanik bahçesi sergisi ise bu yaklaşımı bitki dünyasına taşıyarak doğa ile teknoloji arasındaki etkileşimi bir adım daha ileriye taşıyor.


.webp&w=3840&q=75)